Dil,
genel bir tanımla, insanlar arası iletişim ve etkileşimin en gelişmiş
aracı; duygu ve düşüncelerin sese ve işaretlere dönüşmüş şekli;
toplumların geçmişten geleceğe uzanan tarihsel rolündeki deneyim
olgusunu oluşturan, değiştiren ve geliştiren bir sistemdir. Ünlü
dilbilimci Wilhelm von Humboldt; “Dil, düşünceyi tamamlayan, düşünceyi
yaratan bir şeydir. Ancak dilini oluşturan, yükselten bir toplum gerçek
bir düşünce etkinliği gösterebilir.” derken, dilin oluşturucu,
değiştirici ve geliştirici rolüne vurgu yapmış olur. Dilbilimciler ve
felsefeciler de benzer görüşler ortaya atarak dil-düşünce ve dil-kültür
arasında sıkı ve etkileşimli bir bağın olduğuna dikkat çekerler. Söz
konusu görüş ve değerlendirmelerin ışığında düşünüldüğünde, Mustafa
Kemal Atatürk’ün; “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözü, dili yaşama ve düşünme noktasında kolektif bir bilinç algısı oluşturur ve toplumu var olma serüvenine davet eder.Bu bağlamda üniversitemizde okutulacak Türk Dili derslerinin amacı;
öğrencilere, Türkçenin tarihini, sınırlarını, yapısını ve işleyiş
mekanizmasını kavratmanın yanı sıra öğrencilerin duygu, düşünce ve...